
Bulgaristan Ordusunun Gücü Kayboldu, Geleceği Tehlikede
BULGARİSTAN / TEKHA
1990 yılında, Bulgaristan ordusu Balkanlar’ın en güçlü askeri gücüne sahipti. 2.000 tank, 300 savaş uçağı, 4 savaş gemisi ve 150 bin askerle donatılan Bulgaristan, bölgedeki stratejik etkisini pekiştirmişti. Ancak günümüzde ordunun durumu ciddi bir şekilde zayıfladı. Bugün, Bulgaristan ordusunun envanterinde yalnızca 80 tank, 10 savaş uçağı ve 27 bin asker kaldı. Donanma ise tamamen yok olmuş durumda.
Bu değişim, sadece askeri kapasitenin daralmasını değil, aynı zamanda ülkenin stratejik vizyonunun da büyük bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor.
Bir Milletin Güvenlik Hafızası Siliniyor
Rafet Ulutürk, kaleminden bu durumu, “Tankları satmak kolay, uçakları hurdaya ayırmak kolay… Ama bir milletin güvenlik hafızasını silmek, asıl tehlike burada,” sözleriyle eleştiriyor. Ulutürk, Bulgar halkının güvenlik kültürünü kaybetmesinin uzun vadede çok daha büyük bir tehlike yaratacağını belirtiyor.
Ulutürk, genç neslin ordu kavramını neredeyse unuttuğunu ve vatan savunma fikrinin giderek zayıfladığını vurguluyor. Bulgaristan’da güvenlik meselelerinin artık sadece askeri güce dayalı olmadığı, ancak bir milletin kültürel hafızasında yer eden değerlerin yok olmasının da kritik bir sorun olduğunu ifade ediyor.
NATO’ya Bağımlılık ve Olası Tehlikeler
Bugün, Bulgaristan’ın güvenliği büyük ölçüde NATO’ya dayalı. Ancak, uluslararası dengeler ve büyük güçlerin çıkarları değiştiğinde, Bulgaristan’ın kendi sınırlarını koruma kapasitesinin sorgulanacağına dikkat çeken Ulutürk, “NATO bizi korur” söyleminin, uzun vadede ülkedeki stratejik bağımsızlık duygusunun yok olmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Ulutürk’e göre, bu durumu değerlendiren Bulgaristan, ordusunu küçültürken, uluslararası güç dengelerine olan bağımlılığını artırıyor.
Asıl Kayıp: Bağımsızlık ve Kimlik Kaybı
Ulutürk, ordu gücündeki düşüşün sadece askeri bir gerileme olmadığını, aynı zamanda Bulgaristan’ın bağımsızlık ve kimlik kaybına da işaret ettiğini savunuyor. Ülkenin kendi kaderini tayin etme hakkının zayıflaması, gelecekteki istikrarını ciddi şekilde tehlikeye atabilir.
Balkan tarihinin en önemli derslerinden biri, “Kendi ordunu küçültürsen, başkasının ordusuna büyüklük yaparsın” ifadeleriyle aktarılmakta. Ulutürk, Bulgaristan’ın askeri gücünü küçültürken, bir yandan da kimliğini ve bağımsızlığını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığının altını çiziyor.



